6 Ocak 2012 Cuma

Fotografium Canon 600D profesyonel fotoğraf makinesi hediye ediyor! Yarışmaya katılarakCanon 600D KitManfrotto 055XProb tripod ve Kata123Go-30 fotoğraf çantası kazanma şansı yakalayın! http://blog.fotografium.com/fotografium-canon-600d-hediye-ediyor/ sayfasını ziyaret ederek yarışma hakkında diğer bilgilere ulaşabilirsiniz.

23 Aralık 2009 Çarşamba

aç- açı- açıl -açılım...


çok felsefi bir ürün ortaya koymak illa ayakları yere basmayan ussal dünyada kurulan ütopik fikirleri üretmek, eşyaya dokunmayan fiilleri işlemek değildir. yaşananlar dünyasındaki seçeneklerin değerlendirilmesi bile yeterli gelir. bazen basit düşünmek gerek "make it easy".
faşizmin her türlüsünü yani kazanılmayan özelliklerin üstünlük sebebi olmamasını desteklemeyenler de vardır. bunu belki şuna yorabiliriz; yeterliliği olmayan ve hayata illa bir kapı açma iddiasında bulunanların oynadıkları oyunun gerçekliğine inanıvermeleri.
birde oyunun arsız kurbanları var elbette. her zaman kendilerinin kurban olduklarını düşündükleri için hayatlarını bu şekilde devam ettirmeye, yeri geldiğinde bunu kullanıp kazanç elde etmeye bile yeltenmişler. değişen zemini ve şartları fırsat olarak değerlendirirken bile mağrur bir kurbanlık sergiliyorlar.
diğerleri arasında zaten pekte açıklanmayacak bir açılamama sorunu yok.
eskiye dönmenin kardeşliği paylaşmanın zamanı ise köprülerden geçmek lazım. eğer köprüyü kullanmazsak ömür boyu nehrin iki yakasında kalacaz.

26 Ocak 2009 Pazartesi

BİRLİKTE GÜLECEĞİZ BU FIRTINADA
DERİN MEZARLAR KAZIP KATİLLER İÇİN.
TUTUNARAK İÇİMİZDEKİ ÖLÜMLERE
AYNI GÜNEŞİN ALTINDA
ÇOK TEHLİKELİ OLACAĞIZ !

10 Ocak 2009 Cumartesi

BİZİM İÇİN FLİSTİN

bizim için filistin isyanın adıdır.
bizim için filistin özgürlüğün temsilidir.
bizim için filistin başkaldırının asil tarihidir.
bizim için filistin ümmetin ortak aklının buluştuğu tek mekandır. küreselleşen dünyada, kapitalizme, meperyalizme baş eğmiş müslüman milletlerin yeniden devrimci bir ruhla tekrar kendini bulacağı karasal bir toprağın çok ötesinde bir şeydir.
bizim için filistin Şeyh Ahmet Yasindir, Abbas Musavidir, Yahya Ayyaştır, İzzeddin Kassamdır, Rantisidir. İsimsiz şehitlerdir. İsimsiz yiğitlerdir. İsimsiz mücahidlerdir.
bizim için filistin sapan taşının tanka karşı durabileceğinin ispatıdır.
bizim için filistin müslüman milletlerin silahları olmasada, paraları olmasada her türlü müstekbire onurla direnilebileceğinin varolmuş şeklidir.
bizim için filistin onurun, erdemin ve özgürlüğün her şeyden daha üstün olduğunun ete kemiğe bürünmüş direniş efsanesidir.
bizim için filistin Kudüstür, İbrahim camidir.
bizim için filistin....

29 Aralık 2008 Pazartesi

VE İSYANIN EN AHLAKLISINI KUŞANARAK…

Özgür bırakalıdan beri özgürlüğümü ve umudumu, yarınımıbuz kesti hayat, soğuk vurdu şefkat ve merhamete, taşıyacak gücüm kalmadı hayatı, yaslanacak, tutunacak, ve ellerim titriyor, her geçen gün yüzleri seçilemeyecek kadar yakınlaşırken yakınlarım itiraf etmek zor geliyor ben mi ağır kaldım yoksa onlar mı beni terk etti,
bitkinim, sürünerek kurtulabilir miyim yetişebilir miyim, kan kaybederken, artık bir tek cesedim ruhuma - ruhum cesedime yoldaş kalmışken, levhalar gösteriyor aşamayacağım kaç dağ ardında kaldığımı, sesler geliyor; akbaba bayramının habercisi, kurtların neşesi…düşüp geride kalanları düşünce hatırlıyorum ve ilerde düşecek olanları…umursanmadığım bu durakta ne yazık ki gülmek bile ‘acı acı’, ağlamak gözyaşısız, konuşmak dilsiz, aşksız sevgisiz, öfke yersiz…
oysa varabilseydim varmak istediğim kırmızı halılar düşüne yetişebilseydim taç giyme törenime, siyah takım elbisem, beyaz gömleğim ve kırmızı kravatım bu kadar balçığa bulanmasaydı, eksiltmeyecektim alfabemdeki i. s. y. a. n. harflerini, oysa yolun sonunu bilenler yolun yarısından hiç bahsetmemişlerdi ki nereden bilebilirdim revan olmadan uğrunun nisyan ve hüsran parantezinde olduğunu…
kaybedecek hiçbir şeyi olmayanın cesaretini hiçbir şeyim kalmadıktan sonra yüklendim, en ağır sözleri sürdüm dilimin namlusuna tetiğin parmağa yakınlığında artık yüreği ile bağlantısı kesilmiş aklımın ölümü, kendimi son bir kez daha yoracağım, kovulduğum, incindiğim, bu diyarda ve isyanın en ahlaklısını kuşanarak…gözlerim açık olacak, dilimin suskunluğunda etrafımı seyredeceğim inlerken dönüp bakmayanların etrafıma nasıl toplandıklarına, rövanşını alırken tanımazlıktan gelmenin hazzına en son ben varmış olacağım…ve hep susacağım‘susmaktan başka isyanım yok’ demiştim.

16 Aralık 2008 Salı

18 Temmuz 2008 Cuma

KAZANMANIN İÇ GICIKLAYICI HUZURU

Hani şöyle rüzgara karşı durursunuzda "vay be! ne yollardan geçtik geldik..." dersiniz. Ama içinizde, yorgunluğunuza yada yolun geri kalanına ilişkin bin bir şüphe duyarsınız. Organizmanın en temel isteğidir yaşamının devamını sağlayabilmesi. İşte bu devamında gelecek yeni algıların ne olacağı sorusu kafanızda değildir. içinizde kalbinize batan küçücük bir dikendir. işte bu sanki devenin tabanındaki dikeni çıkarmakla eşdeğerdir.
Uzun lafın daha uzununa geçelim... Ne olacak peki bundan sonra. Dokunulmazlara dokunuldu. Türkiye'de demokrasi adına onca yıl olmayan oldu. Şu anda ulusalcılar dediğimiz bu ülkenin çakma sahiplerinin ellerindeki anahtarlar bir bir alınıyor. Maskeler kalkıyor altındaki para babaları mafya babaları medya babaları çıkıyor. Karşımızdakinin kimliğini öğrenmeye başladık. harita görünür oldukça görünmez halinden daha da griftleşiyor. Bu vezirlerin satranç tahtasında olmaması gereken yerde kendi şahının tam karşısında yer alması ne ifade ediyor.
Her kez bir niyet okuma yarışına girmiş. Ama anlık bir kaç dakika sonra niyetin o olmadığı söyleniyor. Zemin kayganlaşıyor gittikçe. İşte tam bu sırada derin bir nefes gerekiyor.
ülkenin sahibi kim?
Bu ülkenin sahibi bu topraklarda yaşayanlar. İnancı, dini, görüşü, suçu, düşüncesi ne olursa olsun. Ama başroldekiler sahipliklerinin milletede sahip olmaya eşdeğerliklerinin farkındalar. Bu ülkede kimse aktör değil onlardan başka. Bizler durup seyreden takımız. Oyuna girmeyiz. Taraf tutarız acızıkta olsa. Ama agzımızı açsakta sesimiz duyulmaz.
Sahadaki oyuncular bizi temsil etmez bizim demokrasimizde. Bizden üstündürler. Bizim adımıza karar verirler. Karara bağlarlar. Bizim adımıza cesur bizim adımıza korkak olurlar. Her şey bizim içindir ama hiç bir şey bizim içimizden değildir.
Mavi yakalı ruhsuz insanlar olup çıkılmaktadır işin sonunda. Yeldeğirmenleriyle kavga etmez mavi yakalılar. Halkın vicdanına bırakılar bazı davaların yargılarını ama bu vicdanın oyle adam akıllı bir yaptırımının kendilerinde olduğunu unutarak.
Hikayedir ki:"Bir köyü ejderha ele geçirmiş ve hasatlarının %70'ine el koyuyormuş. Nice er gidip savaşmış onunla. Nafile giden geri gelmiyormuş. Bir gün biri daha gitmiş. Ve ejderhayla çetin bir mücadeleye girişmişler. Sonunda ejderhanın boynunu vurmuş delikanlı. Etrafa bakmış hiç insan kalıntısı yok sonra konuşmak istemiş ağzından ateşler çıkıyormuş. İşte bizim mavi yakalılar doğa boşluk kabul etmez görüşünü benimserler. Ejderhadan kurtulmak için ejderha olurlar.
Ergenekon çok büyük yaralar aldı. Artık Nuh'un kavmini gemisinden indirme zamanımıdır? Peki o kavmin bir daha peygambere ihtiyacı olmazmı Nuh'tan başka. Ergenokonsuz yaşamaya alışmakmı lazım yola devam etmek mi???